← Blog

GLP-1 İlaçları Öcü mü? “Ozempic Face”, “Ozempic Personality”, Kas Kaybı ve Fazlası…

Mezura sarılmış yeşil elma

Hangi ilaçlardan bahsediyoruz?

Halk arasında “zayıflama iğnesi ya da ilacı” diye bilinen bu ilaçların adı markaya göre değişiyor, ama etken maddeleri birkaç tane:

  • Semaglutid: Diyabet için Ozempic (iğne) ve Rybelsus (hap), kilo yönetimi için Wegovy (iğne ve hap).
  • Tirzepatid: Diyabet için Mounjaro, kilo yönetimi için Zepbound.
  • Orforglipron: Kilo yönetimi için Foundayo (hap).
  • Retatrutid: Henüz onay almadı, araştırma aşamasında; üç hormona birden etki ediyor.

İğne ya da hap, hepsi benzer şekilde çalışıyor ve yan etkileri de benzer. Bu yazıda hepsini kısaca “GLP-1 ilaçları” diye anacağım.

GLP-1 ilaçları ne işe yarar?

Bu ilaçların hangi durumlarda kullanıldığını okuduğunuzda siz de muhtemelen benim gibi bu ilaçların öcü gibi gösterilmesine şaşıracaksınız.

İştah kontrolü: Beyindeki açlık merkezine etki ederek iştahı bastırıyor, porsiyon kontrolünü kolaylaştırarak açlık krizlerini engelliyor. Sürekli ne yiyeceğini ve sonraki öğünü planlayan o kişilerdenseniz, “food noise” dediğimiz bu durumun hayatımızı nasıl etkilediğini çok iyi biliyorsunuz.

Mide boşalmasını yavaşlatma: Sindirimi yavaşlattığı için yemek sonrasında çok daha uzun süre tokluk hissediyorsunuz.

Kilo kaybı: Doğru bir beslenme planı ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birleştiğinde sağlıklı ve kalıcı bir kilo kaybı sağlayabilir.

Kan şekerini düzenleme: Pankreastan insülin salgılanmasını uyarıyor ve böylece HbA1c seviyesini düşürüyor. İnsülin direncinin azalmasına da yardımcı olabiliyor. Örneğin tirzepatidin, 3 yıl süren bir çalışmada prediyabetli obez kişilerde tip 2 diyabet gelişme riskini %94 azalttığı görülmüş.

Kardiyovasküler (kalp-damar) sağlık: Klinik çalışmalarda semaglutidin, kalp-damar hastalığı olan ve fazla kilolu ya da obez kişilerde kalp krizi, felç ve kalp-damar kaynaklı ölüm riskini azalttığı gösterildi. Bu ilaçlarla kan basıncında (tansiyon), kolesterol ve trigliserit seviyelerinde de iyileşmeler görülebiliyor.

Metabolik sağlık: Karaciğer yağlanmasını azaltıyor ve obeziteye bağlı uyku apnesi gibi durumların hafiflemesine katkıda bulunuyor.

Yukarıda saydığım obezite, kalp damar hastalıkları (başta hipertansiyon), tip 2 diyabet, metabolik bozukluklar (kolesterol ve trigliserit yüksekliği, insülin direnci) gibi hastalıkların hepsi çok ciddi hastalıklar ya da ciddi hastalıkların öncüsü. Bu durumda GLP-1 ilaçlarının sağlığımıza katkılarını asla göz ardı edemeyiz. AMA…

Ama…

Ama ilaçları rehberine uygun kullanmamız gerekiyor. Yoksa aşağıdaki durumlarla karşılaşabiliyoruz.

Yetersiz beslenme: Canımız bir lokma bile yemek istemeyecek, ama vücudunuz halen o besin ögelerine ihtiyaç duyuyor olacak. Çok ince bir ayarla, yiyebileceğiniz miktardaki o azıcık yemekten gerekli besin ögelerini almanız gerekiyor. Zaten işin can sıkıcı kısmı burada: yiyemezken o kadar vitamini, minerali, karbonhidratı, yağı, proteini nasıl alacağız?

İştahsızlık, halsizlik ve kas kaybı: İştahsızlık ve halsizlik benim kendimde ve danışanlarımda en rahatsız olduğum yan etki diyebilirim. Az yemek vücudun gereksinim duyduğu enerjiyi alamamanıza neden oluyor ve gün içinde yorgun ve halsiz oluyorsunuz. Ama bir yandan da direnç egzersizleri yapmanız gerekiyor. Çünkü eğer yeterli protein alamaz ve direnç egzersizleri yapamazsanız kas kaybı ile karşı karşıya kalırsınız. İşte çok sık duyduğum o ikilem: Spor yapacak gücüm yok ama güç kazanmak için spor yapmalıyım, öyle mi?

Eğer birkaç kilodan fazla kiloyu kısa bir sürede veriyorsanız kas kaybı neredeyse kaçınılmazdır, ama bu kayıp belirli bir oranı aşarsa problem oluşturmaya başlar. Bu nedenle sadece yeterli protein almak değil, doğru egzersizi doğru miktarda yapmak ve doğru beslenmeyle kombine etmek gerekiyor. Ne kadar protein ve nasıl bir egzersiz gerektiği de kişiden kişiye değişiyor. Yani siz bir yandan hızla kilo verirken spor olarak sadece yüksek tempoda koşar, direnç egzersizini ihmal ederseniz kaslarınızı korumakta zorlanırsınız.

Sindirim sorunları: İlaca başladığınızda sık görülen ama sonra alıştıkça hafifleyen yan etkiler: bulantı, kusma, reflü, ishal, mide ve bağırsakta gaz ve şişkinlik, kabızlık. Bunlar genelde midenin geç boşalmasından kaynaklı sorunlar ve vücut ilaca alıştıkça bir süre sonra hafiflediklerini hatta kaybolduklarını fark edeceksiniz.

Ozempic face: Yüz bölgesindeki yağlar ilerleyen yaşlarımızda biz kadınlar için çok kıymetli, çünkü menopoz sonrasında yüzün diriliğini daha uzun süre korumasını ve hızla çökmemesini sağlıyor. GLP-1 ile hızlı kilo kaybı durumunda yüzün içini dolduran yağ dokusu hızla eriyor, üzerindeki deri de bu hıza uyum sağlayıp büzülemediği için sarkmalar oluşuyor. Bu da daha yaşlı ve yorgun bir görünüm oluşturuyor. Bu durumdan mümkün olduğunca kaçınmak için hızlı değil kontrollü bir kilo kaybı öneriliyor. Yani doktorunuza bir an önce kilo vermek istiyorum diye ısrar etmeyin. Bırakın istikrarlı ve kontrollü bir kilo kaybı için dozu o ayarlasın.

Ozempic personality: Bu, klinik olarak kabul görmüş bir tanı değil; daha çok sosyal medyada kullanılan bir ifade. Ben de danışanlarımdan bu konuyla ilgili geri bildirimler aldım. Tedavi sürecinde ruh halinizde, motivasyonunuzda ya da normalde keyif aldığınız şeylere ilginizde değişiklik fark ederseniz bunu doktorunuzla konuşun. Çok az yemek ya da tedavi sırasında kendinizi iyi hissetmemek de ruh halinizi etkileyebilir; ama tek sebebin ilaç olduğunu varsaymamak önemli.

İlacı bırakınca kilo geri gelir mi? İlacı bırakınca verilen kiloların hızla ve hatta daha fazlasıyla geri geldiği söyleniyor ve çok doğru bir tespit. Eğer bu süreci doğru yönetemez, o iştahsızlık ve yememe halini fırsata çevirip yaşam şeklinizi düzenleyemezseniz, evet, gerçekten de o kiloları fazlasıyla geri alırsınız. Bir de son zamanlarda microdosing denen bir yaklaşım çok konuşuluyor: ilacı bir süre yüksek dozda kullanıp bırakmak yerine, en düşük standart dozdan da düşük bir dozla uzun süre devam etmek. Savunanlar bunun vücudun ve beynin yeni duruma alışmasına ve yan etkilerin azalmasına yardımcı olduğunu öne sürüyor, ama bu konuda henüz yeterli araştırma yok. Ayrıca bu ilaçlar bölünebilir dozlarda değil, kalem enjektörlerde üretiliyor; kullanım talimatı dışında yapılan doz ayarlamaları risk taşıyor. Her türlü doz değişikliğini mutlaka ilacı reçete eden doktorunuzla konuşun.

Saç dökülmesi: İlacı kullanan hemen herkesin ortak korkulu rüyası. Hızlı kilo kaybı ve yetersiz beslenmeye bağlı vitamin-mineral eksiklikleri olası nedenler arasında, ama başka sebepler de değerlendirilmeli. Doktorunuz gerekirse beslenme durumunuzu ve demir, çinko, hormonlar gibi ilgili kan değerlerinizi kontrol edebilir. Beslenme planlaması ve doktorunuzun gerekli gördüğü vitamin-mineral takviyeleri sorunun azalmasına yardımcı olabilir.

Kabızlık: Herkesin ortak sıkıntısı olan kabızlık, eksik lif alımı ile olduğu kadar ilacın fizyolojik etkilerinden de kaynaklanıyor. Bol su ve bol lif desteği şart. Lif gereksinimini karşılayacak kadar yiyemiyorsanız psyllium husk yani karnıyarık otunu mutlaka değerlendirin. Ancak kısa sürede çok miktarda tüketmek bağırsaklarınızda ciddi sıkıntılara neden olabilir; yavaş yavaş artırın ve mutlaka bol su tüketmeye özen gösterin.

Nelere dikkat edelim?

Bu süreçte GLP-1 ilaçlarının size ne kadar yardım edeceği, yan etkilerinin ne kadar zarar vereceği tamamen sizin süreçte verdiğiniz kararlara bağlı. Önerilerim aşağıda:

  • Asla kendi kendinize ilaca başlamayın, dozajını kendi kafanıza göre artırıp azaltmayın. Mutlaka doktor kontrolünde, tahliller ve gözlem eşliğinde kullanmalısınız. Yetersiz beslenmenin neden olduğu eksikliklerden kaçınmak için vitamin ve besin desteklerine doktorunuz karar vermeli.
  • Süreçte destek almalısınız. Özellikle protein miktarı ve öğün planlama, stres yönetimi, egzersiz ve uyku gibi konularda yetkin bir uzmanla çalışmalısınız.
  • Küçülen porsiyonlarla her lokmanın değeri artıyor. Boş kalori (şekerli içecek, cips, aşırı işlenmiş atıştırmalık) yerine besin yoğunluğu yüksek seçenekler, yani koyu yeşil yapraklı sebzeler, renkli sebzeler, tam tahıllar, baklagiller, süt ürünleri, yumurta ve balık tüketmelisiniz.
  • Protein: Alınması gereken protein miktarı ile ilgili hâlâ bilim dünyası ortak bir fikre ulaşmış değil. Günde her bir kilomuz başına 0,8 g protein almalıyız derken birden bu rakam 1,6 g oldu, hatta 2 g konuşuluyor. “Peki böbreklerimiz ne olacak?” diye soranlar haklı bir soru soruyor. Böbrekleri sağlıklı olanlarda yüksek proteinin zarar verdiği kanıtlanmış değil, ama böbrek rahatsızlığı olanlar için durum farklı. Bu konuyla ilgili başka bir blog yazısı yazacağım. Ama şimdilik doktorunuz, beslenme danışmanınız ne derse onu yapın, sosyal medyadaki kargaşayı dinlemeyin.

Bir gün ideal kilonuza yaklaşacak, insülin direncinizin azaldığını, kolesterol ve trigliseritinizin normale döndüğünü göreceksiniz. İlaç planınızı da zaman içinde doktorunuzla birlikte yeniden değerlendireceksiniz: Kimi zaman doz düşürülür, kimi zaman tedavi uzun süre devam eder. Umarım o güne kadar bu saydığımız yan etkileri yaşamaz, planlı ve kontrollü bir şekilde ideal kilonuza, sağlığınıza ve özgüveninize kavuşursunuz. O noktaya geldiğinizde unutmayın ki vardığınız noktayı korumanızı sağlayacak olan, bu süreçte kurduğunuz alışkanlıklar olacak. O yüzden ilaç sürecini sadece kilo verme dönemi olarak değil, yeni bir beslenme ve yaşam tarzı oluşturma fırsatı olarak görmek gerekiyor.


Bu süreçte yalnız olmadığınızı bilin! Doğru, dengeli ve yeterli beslenmek, yaşam tarzınızda değişiklikler yapmak ve ilaç sonrası dönemde kilonuzu korumak istiyorsanız ilk adım için 20 dakikalık ücretsiz ön görüşme talep edebilirsiniz.

Sağlıkla kalın.

Ücretsiz ön görüşme planla